İçeriğe geç

Kuryeler ve Kentliler Aynı Masada: Birlikte Yaşam Çalıştayı Gerçekleşti

Etkinlik · 25 Ekim 2026

Kurye Hakları Derneği’nin “Güvenli Kent, Güvenli Emek” projesi kapsamında düzenlediği çalıştayda kuryeler, kent sakinleri, yerel yöneticiler ve uzmanlar kurye hakları ile kent haklarını birlikte tartıştı.

Kurye Hakları Derneği olarak “Güvenli Kent, Güvenli Emek: Kuryeler ve Kentliler Arasında Birlikte Yaşam Diyaloğu” projesi kapsamında düzenlediğimiz Birlikte Yaşam Çalıştayı’nı 24 Ekim Cumartesi günü, Beyoğlu’ndaki Karşı Sanat Çalışmaları’nda gerçekleştirdik. Saat 12.00’den 17.00’ye uzanan çalıştay, Hrant Dink Vakfı Sivil Toplumu Güçlendirme 2025-2027 Hibe Programı kapsamında, Avrupa Birliği desteğiyle hayata geçti.

Kurye sorunları kamuoyunda çoğunlukla bir trafik sorunu ya da kaza haberi olarak konuşuluyor. Oysa bu, bir işçi hakları ve kent hakları meselesi; kuryelik söz konusu olduğunda ikisini birbirinden ayırmak mümkün değil. Kuryelerin işyeri kentin kendisi: sokaklar, kaldırımlar, apartman ve site girişleri, dükkân önleri. Trafik kuryeler için bir işyeri, kent sakinleri için ise bir ulaşım ve yaşam alanı. Paket başına ödeme, teslimat süresi baskısı, performans puanları ve hızlı olanı öne çıkaran algoritmalar gibi platform çalışma rejiminin unsurları önce kuryenin sağlığını ve güvenliğini tehdit ediyor. İşyeri sokak olduğu için bu risk sokağa, yani yayalara, çocuklara, yaşlılara ve engellilere de taşınıyor. Kent sakinlerinin haklı kaygıları var. Kuryelerin kötü çalışma koşulları başkalarının güvenliğini riske atmayı haklı çıkarmaz, ama sorunu yalnızca bireysel davranışlarla açıklamak da çözüm getirmez. Projenin adı bu bakıştan geliyor: Güvenli bir kent ancak güvenli bir emekle, güvenli bir emek de ancak güvenli bir kentte mümkün.

Çalıştay öncesinde Bağcılar, Bahçelievler, Esenyurt, Şişli, Kadıköy ve Ümraniye’de kuryeler ve kent sakinleriyle yarı yapılandırılmış, yüz yüze derinlemesine görüşmeler yaptık. Her ilçede iki kesimle eşit sayıda görüşme gerçekleştirdik. Çalışma koşulları, platformlar ve algoritmik yönetim, trafik güvenliği, kentsel altyapı ve kamusal alan, gündelik karşılaşmalar ve çözüm önerileri konuşuldu. Bulguları “Araştırma Bulguları Taslak Raporu” olarak derleyip çalıştay öncesinde katılımcılarla paylaştık. Öne çıkan gözlem, iki tarafın da birbirini anlamaya açık olmasıydı. Bir kent sakini “Moto kuryeler toplumun artık büyük bir gerçekliği… moto kuryesiz hayat düşünemeyiz” derken, bir diğeri “Biz de geçimimizi sağlamaya çalışıyoruz, onlar da” dedi. Kurye de bu kentin sakini; kent sakini de çoğu zaman başka bir işte, başka bir baskı altında çalışan biri.

Çalıştaya kuryeler, kent sakinleri, mahalle muhtarları, yerel yönetim temsilcileri, şehir plancıları, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları, hukukçular, akademisyenler ve sivil toplum örgütlerinden temsilciler katıldı. Açılışta Proje Koordinatörü ve Dernek Başkanı Mesut Çeki projenin çıkış noktasını, araştırmanın yöntemini ve çalıştaydan beklentileri anlattı. Kendi kuryelik deneyiminden yola çıkarak meseleye hem kurye hem yaya gözüyle baktı. İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Merkezi’nden Av. Onur Fırat Kaynun, katılamadığı için video ile yaptığı sunumda hangi talebin hangi kurum ya da muhataba yöneltilebileceğine dair hukuki çerçeveyi aktardı. Anadolu Üniversitesi’nden Arş. Gör. Dr. Nil Belgin Boyacı ise dünyadan iyi uygulama örneklerini paylaştı. Mekanda Adalet Derneği de çalıştaya katılan örgütler arasındaydı.

Katılımcılar daha sonra masalara ayrıldı. Her masada kuryeler, kent sakinleri, yerel yöneticiler ve uzmanlar bir arada yer aldı. Taslak rapordaki başlıklar üzerinden canlı tartışmalar yürütüldü, masalarda öne çıkan konular birer temsilci tarafından çalıştaya sunuldu. Moderatör özetinin ardından serbest kürsüde çok sayıda katılımcı söz aldı. Tartışmalarda işçi hakları ile yurttaşlık ve kent hakları birlikte ele alındı. Trafiği işyeri olarak kullananlarla ulaşım ve yaşam alanı olarak kullananlar arasında diyaloğun önemi öne çıktı. Güvenli kent ve güvenli emek için kuryelerin çalışma sistemine dair düzenlemeleri ilgili bakanlıkların, platform şirketlerinin ve yerel yönetimlerin yapması gerektiğinin altı çizildi. Sorunun bireysel davranışlara indirgenemeyeceği, çalışma rejimi ve kentsel düzenlemelerle birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı. Platform şirketleri gündelik gerilimlerde görünmez kalıyor, ama sorumlulukları görünmez değil: Kuryelerle kent sakinleri sokakta karşılaşıyor, ancak bu karşılaşmanın koşullarını belirleyenler o sokakta değil.

Çalıştay çıktıları ve taslak rapor bulguları bir Çalıştay Sonuç Dokümanı’nda derlenecek. Bu çıktılardan, kuryeler ve kent sakinleri için birlikte yaşamı güçlendirecek politika önerilerini içeren bir Nihai Politika Notu hazırlanacak. Not,  ilgili kurumlara ve karar vericilere iletilecek ve kamuoyu ile paylaşılacak. Çalıştaya katılamayan kurumların yazılı katkılarını da bu süreçte değerlendireceğiz.

Bu haber, Hrant Dink Vakfı Sivil Toplumu Güçlendirme 2025-2027 Hibe Programı kapsamında Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen “Güvenli Kent, Güvenli Emek” projesi faaliyetine ilişkindir. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Kurye Hakları Derneği’ne aittir ve Avrupa Birliği’nin ve/veya Hrant Dink Vakfı’nın görüşlerini yansıtmamaktadır.